Kısaca
1215’te Magna Carta, “kral da kurala bağlı” fikrini kâğıda taşıdı. Herkese eşit değildi ama bir kez yazıya girince, hak fikri geri dönüşü zor bir yol açtı.
Ortaçağ siyasetinde güç, çoğu zaman gelenek ve kılıçla konuşurdu. Magna Carta’nın etkisi, tam da bu alışkanlığın içine “yazılı sınır” fikrini sokmasından gelir.
Belge, kralın bazı uygulamalarını kısıtlamayı ve belirli grupların çıkarlarını güvenceye almayı amaçlıyordu. Bugünkü anlamıyla bir demokrasi metni değildi; fakat “yetki”nin tartışılabilir olduğunu gösterdi.
Asıl sıçrama, metnin sonraki yüzyıllarda yeniden yorumlanmasıyla yaşandı. Bir kez “hak” kelimesi yazıya tutununca, farklı kuşaklar onu kendi mücadelelerine taşıdı.
Bu nedenle Magna Carta, tek başına mucize değil bir başlangıç işareti sayılır. Tarihte bazen en büyük devrim, bir cümlenin kalıcı hale gelmesidir.